RSS

İYİ Kİ DOĞDUN TUNA'M

Ahh ahh, doğduğun ilk gün senin küçüklüğüne bakıp "Ne kadar ufak" dediğimde "Zaman çabucak geçer ve birden büyürler" demişti büyüklerimiz. Ne kadar doğru. Daha dün gibi...

Geçen yıl bugün, daha gün ağarmadan vermiştin ilk işareti. "Anneciğim geliyorum" demiştin sanki..Sana kavuşacağımı bir gece önceden hissetmiştim. Uslu durmayan ben, doktorumun "Her an gelebilir yaramaz oğlun" sözünden sonra odanı hazırlamak için kendimi biraz fazla yormuştum ve biraz sancılanmıştım. Sabah belirtileri hissetmeme rağmen inatla eşyalarını hazırlamaya devam etmiştim. Çamaşır makinesinde yıkanmış ve asılmayı bekleyen minicik tulumlarını, eldivenlerini şapkalarını o halde bile özenle asmıştım. O gün odan yerleşecekti çünkü. Baban izin alıp öyle gelecekti, babaannen ve dedenle yola çıktık. Baban ile en buruk ayrılığımızı yaşamıştık o gün...Hastanede senin neler yaptığını daha iyi duymak için karnıma bağlanan bir sürü kablo ile son iç içe saatlerimizi yaşadık. Ben o kadar iyiydim ki, eşe dosta telefon açıp senin gelmene saatler kaldığını müjdeleyip duruyordum.


Makinalar sancım olduğunu söylüyordu ama ben hiç birşey hissetmiyordum. Bir an önce sancılanıp seni normal bir şekilde doğurabilmek için dua ediyordum...Derken sancılarım başladı. Aman Allahım ne zor şeymiş o sancılara katlanmak. 1-2 dakika sürüp sonra sakinleşen sancılar arasında dua edip durdum kolayca sana kavuşmak için...Doktorumun son kontrolündeki cümlesini unutmuyorum, "İnci şaka gibisin, bu ne hız, oğlun geliyor." Senin halin kalmamıştı, çok yorulmuştun bu nedenle işim daha zordu ama sana doktorumun bu cümlesinden 25 dakika sonra kavuştum. Bu ne güzel bir duygu, bu ne güzel bir an...Allahım bunca acı, yorgunluk bu güzellik için miydi? İyi ki katlanmışım, iyi ki çekmişim bu sıkıntıları, geldi mis kokulum...Ben bunları sayıklayıp hıçkırıklarla ağlarken, senin kuvvetli ağlamaman ve solunumda yaşadığın sıkıntı için seni adlıklarından habersiz hevesle seni bekledim. Bir yandan ağlıyordum bir yandan "Ne zaman gelecek oğlum, koklamak istiyorum onu" diyordum. Seni çok kısacık yanıma getirdiler. Bembeyazdın, mis gibi kokuyordun, dudaklarından ne kadar aç olduğunu anlamıştım ama seni emziremedim. Hemen götürdüler, ben birazdan yanıma geleceğini umut ederken, seni yoğun bakıma götürdüklerini bilmeden seni bekledim durdum.


Ardından odama götürdüler beni. 1 saat sonra sen geldin, seni emzirmeye çalıştım ama hemşirenin "Yorgun bebek, biraz dinlenecek bizimle" sözleri ile aklım karıştı, korktum..Sen yine gittin. 1 saat sonra tulumun, battaniyen ve şapkanla içeri giren hemşire bana hayatımın en büyük korkusunu yaşattı. "Bebeğiniz zor bir süreç geçirdi...." Bu sözlerin gerisi birden aklımda canlanınca, korkularıma engel olamadım. Sonra sözlerin gerisi geldi. "Biraz dinlenmesi için yoğun bakıma aldık, doktorumuz size bilgi verecek." Bu soğuk cümleler beynimde bir birini kovalamaya, büyümeye ve beni daha da korkutmaya başladı. Bu haberden sonra gelen ailemle sevincimi paylaşamadım bile...Koridordan gelen bebek sesleri ile "Niye benim yavrum yanımda değil." düşüncesi yedi bitirdi beni tüm gece...Sabah senden güzel haberler alacağımı düşünmeye başladım sonra, güçlü olmalıydım, ben artık ANNE'yim, oğluma güç veremeliyim, umutsuzluk YOK! dedim içimden. Sıkıntımla birden azalan sütümü arttırmak için çabaladım durdum. Solunum sıkıntının azaldığını dıydum ertesi sabah...Ama sarılık başlamıştı. Beni taburcu ettiler ama senin hastanede kalman gerekiyordu. Gücümü kaybetmedim. Hastaneden kucağımda sen olamdan çıkmak beni yıksada pes etmedim. Sütümü arttırdım, sana günde 2-3 kez süt taşıdık. Yoğun bakımın minicik odasında seni emzirdim, orda hasret giderdik baban ve ben.





12 Ocak'ta evimize gidebileceğimizi öğrencince havalara uçtuk babanla. Seni alıp Bülent Amcan'ların evine gittik. Bülent amcan Almanya'daydı, pelin yengen de evde yoktu. Üçümüz başbaşaydık. Baban bana ıspanaklı börek ile portakal suyu hazırlamıştı ama ben seni koklamaktan, emzirmekten, altını değiştirmekten yemek yemeyi bile unutmuştum. Eve dönmek üzere yola çıktık. yol boyunca sen uyudun ben sana baktım, baban bana baktı. Gözlerimiz doldu durdu, ağlamadık...Eve geldik, seni giydirdik, beşiğine yatırdık. Birbirimize sarıldık ve sana kavuştuğumuz için şükrettik...

İYİ Kİ GELDİN EVİMİZİN NEŞESİ,
HOŞGELDİN CANIM OĞLUM...

Neymişim ben daha önce?
Var mıymışım? Kim mişim?
Adım neymiş?
Anamın kuzusuymuşum,
Eşimin yarısı...

Meğer şimdi anlam bulmuş adım:
Kuzumun Anası...
Tunam'ın Annesi olmuşum...
En güzel şey olmuşum ben...
Ben, ANNE olmuşum...

4 yorum:

cavidan dedi ki...

çok hoş ve duygulu bi yazıydı içim sızladı gözlerim doldu. iyiki doğdun tunacık annesininkuzusu nice yaşlara sağlık ve sıhhat ile.

Burcu dedi ki...

Ağlamak için son zamanlarda bahane arayan ben, bu yazıyla koptum işte.. Ama keşke işyerinde okumasaydım.. Gel de anlat bakalım "ne oldu!!!" diye soranlara :) İyi ki doğmuşsun Tuna Bebek.. iyi ki annei babanı aileni bu kadar mutlu etmişsin..

Pembelinin Mutfağı dedi ki...

İncicim, öyle güzel anlatmışsın ki duygularını. Okuyupta duygulanmamak elde değil. Ağlamayacağım dedim ama sonuna kadar dayanamadım yazının.

Nice yıllara Tuna!

İnci Pehlivan dedi ki...

Amacım duygularımı size de aktarmaktı, sanırım başardım çünkü yazarken ben de o günlere dönüp ağladım. Burcu'ya katılıyorum keşke işyerinde olmasaydım ben de bu yazıyı yazıp toplantıya katıldım, göz nezlesi bahanesi ile toplarladım olayı :))

Çok teşekkür ederim, yavrularımız iyi ki doğmuşlar. O olmasaydı napardım bilemiyorum...